FRANSA'DAN GÖRMEYE ALIŞIK OLDUĞUMUZ HAREKETLER - 8 Февраля 2010 - Bakı Strateji Araşdırmalar və Xəbərlər Mərkəzi

Bakı Strateji Araşdırmalar və Xəbərlər  Mərkəzi


Şənbə, 20.03.2010, 21:31
 
 
» Menyu
» Giriş Forması
E-mail:
Parol:
» Xəbər Bölmələri
İdman [5]
Qarabag [7]
Mədəniyyət [23]
Siyasət [385]
Kriminal [1]
Diaspora [50]
Müsahibələr [210]
İdealogiya [23]
Tarix [234]
Güney Azərbaycan [62]
» Axtarış
» Təqvim
«  Fevral 2010  »
B-eÇərÇ.aCümC.aŞənBaz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
» Reklamlar
» SAYOKAN


S A Y O K A N
Ön səhifə » 2010 » Fevral » 8 » FRANSA'DAN GÖRMEYE ALIŞIK OLDUĞUMUZ HAREKETLER
FRANSA'DAN GÖRMEYE ALIŞIK OLDUĞUMUZ HAREKETLER
18:17
Ayhan Demirci  Azərbaycan-Belçika Dostuq Cəmiyyətinin başqanı
Fransa’nın Lyon kenti, Villeurbanne kasabasında gerçekleştirilecek yerel seçimlerde belediye meclis üyeliği için Yeşiller ve Sosyalistlerin oluşturduğu listede, Sırma Oran Martz adlı Türk asıllı bir Fransız vatandaşı da vardı. Yazar Baskın Oran’ın kızı Sırma Oran Martz uzun yıllardır Fransa’da yaşamış ve Fransız vatandaşlığını kazanmış olmasına rağmen, Villeurbanne Belediye Başkanı Jean-Paul Bret’in "Ermeni soykırımını kabul edip etmediğini açıklaması” yönündeki baskıları karşısında adaylıktan çekilmek zorunda kaldı.

Baskıların nedeni belliydi, Bret 1915 olaylarına ilişkin Sırma’dan görüşlerini açıklamasını istiyordu. Sırma Oran ilk başta 1915’e ilişkin herhangi bir görüş bildirmek istememiş, Bret’in dayatmaları üzerine de "bir Fransız vatandaşı olarak yasalara saygı duyuyorum” şeklinde bir cevap vererek kurtulacağını düşünmüş. Yanılmış tabi ki. Bu cevapla tatmin olmayan Bret, Sırma Oran’dan gidip bir soykırım anıtına çelenk bırakmasını, kamuoyunun önünde açık açık 1915 olayları için "soykırım” nitelemesinde bulunmasını istemiş. Bret’in demokrasi ve insan haklarından daha ziyade ayrımcılık ve zenofobiyle daha çok örtüşecek bu tavrından dolayı da Sırma Oran adaylıktan çekildiğini açıklamıştı.

Jean Paul Bret’in sergilemiş olduğu ayrımcılık ve psikolojik baskı karşısında sessiz kalmak istemeyen Sırma Oran hakkını aramak için geçtiğimiz Kasım ayının başında Lyon mahkemesine başvurmuştu. Sırma, "Türk kökenlilere yaşama, düşünme, bir yerlere gelme hakkı tanınmıyor. Bizden uyum sağlamamızı isterken uyumsuzluğa itiyorlar” diye eleştiriyordu Bret’i. Tarafları dinleyen Lyon mahkemesi 5 Ocak 2010’da kararını açıkladı. Mahkeme, Bret’i haklı bulmakla birlikte, Türk kökeni yüzünden başına gelmedik kalmayan Sırma Oran’a da mahkemeyi gereksiz yere meşgul ettiğinden dolayı para cezası verdi.

Düşünsenize Türkiye veya herhangi bir yerde siyasi yaşama atılmak isteyen Fransız asıllı bir kişiye, "Cezayir’de yapılanlar için ne diyorsunuz?”, ya da "Ruanda’da gerçekleşen soykırımda Fransa’nın oynadığı rol” sorulsa ve "sadece sizin istediğiniz cevabı vermediği” yani sizin gibi düşünmediği için, o kişinin siyasete atılması engellense Fransa ne tepki verirdi? Oktay Ekşi Hürriyet’teki (*) 7 Ocak 2010 tarihli yazısında güzel demiş, "…Özgürlükçülük onlardadır, ırk, din, dil, cins ayrımcılığına karşıtlık onlardadır. Onların kulübüne üye olmak isteyen –bizim gibi – ülkelerin uyacakları standartları – haklı olarak – onlar belirler(…) Ama sıra kendilerinin bu standartlara ne kadar uyduğunu irdelemeye gelince, en utanç verici gerçekleri de orada bulursunuz.”

"Soykırım-Genocide” hukuki bir terimdir. Hukuken yaptırımları olan ciddi ve her önüne gelen tarafından kullanılamayacak derecede önemli bir kavramdır, öte yandan insanlığa karşı işlenen en büyük suçu tanımlar. Bu kadar önemi ve ağırlığı olan bir kavramı da sadece Lahey’deki Adalet Divanı gibi yetkili bir mahkeme kullanabilir, ne Fransız parlamentosu, ne belediye başkanları ya da belediye meclis adayları bu terimi rastgele kullanamazlar. Fransız meclisinin 2001 yılında Ermeni lobisinin yıllar süren çabaları sonucu aldırmış olduğu "soykırım” kararı bu nedenle zaten başlı başına bir yanlıştır.

Hatırlarsanız Fransa’da bir süre önce 13 yaşındaki Mustafa Doğan’ın, Ermenilerin soykırım iddialarına inanmayı reddettiği için okuldan uzaklaştırılması hadisesi yaşanmıştı. Bu tarz örnekler saymakla bitmez, mesela Hollanda’da Saint Josse Belediyesi seçimine giren Derya Bulduk, diğer belediyelerde Ayhan Tonca, Erdiç Saçan, Osman Elmacı gibi isimler Ermeni iddialarını kabul etmedikleri için adaylıktan çekilmeye mecbur bırakılmıştı.

Sürekli aynı örnek akla geliyor maalesef, ancak Cezayir’de yaşananlar ve Ruanda’da gerçekleşen katliamlara da Fransız siyasetçilerin ve yargısının aynı hassasiyeti göstermesi gerekmez mi? Biraz hafızamızı tazeleyelim Ağustos 2008’de yer alan bir haberde ne diyor;

"1994 yılında 800 bin kişinin katledildiği Afrika ülkesi Ruanda soykırımına ilişkin bağımsız komisyon raporu, Fransa’yı karıştırdı. Fransız hükümeti, raporun tarafsızlığını ve meşruiyetini tanımadıklarını açıklarken, dönemin Dışişleri Bakanı Alain Juppe, raporu ‘düzmece’ bir metin olarak yorumladı. Geçtiğimiz hafta Ruanda’da açıklanan raporda, Fransa’nın 1994 soykırımında doğrudan rolü bulunduğu, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand başta olmak üzere birçok üst düzey siyasetçi ve askerin soykırım suçlusu olduğu ifade edilmişti.”

İngiliz Financial Times gazetesinin 07 Ağustos 2008 tarihli sayısında yer alan şu satırlar da Fransız ikiyüzlülüğünü çok güzel ortaya koyuyor;

"Fransa'nın önde gelen siyasi şahsiyetlerinin çoğu, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü sırasında Ermeni katliamının soykırım olup olmadığını tartışmaya yanaşmadığı için Türkiye’yi açıkça eleştiriyorlar. (Gerçi yazıda ifade edildiğinin aksine Türkiye bu konuyu tartışmak istiyor, tüm arşivlerin açılması ile birlikte.) Bunun, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin bir parçası olmadığının kanıtı olarak gösteriyorlar. O hâlde Ruanda'da yapmış oldukları konusunda da dürüst davranmak zorundalar.”

ABD’de yayınlanan "International Living” dergisinin yaptığı araştırmada, Fransa en yaşanılası ülke seçilmiş. Hayat pahalılığı, kültür, ekonomi, çevre, özgürlük, sağlık, alt yapı, güvenlik vs kriterlerine göre yapılan bu değerlendirme yanıltmasın, eğer doğudan ya da Afrika’dan geliyorsanız, farklı bir dine mensupsanız ve özellikle de zengin değilseniz bu listeye aldanıp da gidip Fransa’ya yerleşmenin alemi yok. Eğer olur da "tamam listedeki ikinci ülkeye gidelim bari” derseniz de hatırlatmakta fayda var ikinci sıradaki ülke İsviçre.


Kateqoriya: Tarix | Baxılanlar: 53 | Əlavə edən: admin | Reytinq: 0.0/0 |
Şərhlərin cəmi: 0
Şərhi ancaq qeydiyyatdan keçmiş uzerlər verə bilər.
[ Qeydiyyat | Giriş ]
» Mesaj
» Xəbər Arxivii
» Sorgu
Hansı Strateji Mərkəz çox fəaldı ?
Cəmi şərhlər: 227
» Dost Saytlar
» Statistika

Onlinedə cəmi: 1
Qonaqlar: 1
İstifadəçilər: 0
www.sayokan-az.com © 2010Бесплатный хостинг uCoz